Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,90
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Küresel Isınma Ve Kuraklığın Tarım Alanlarına Etkileri

Küresel Isınma Ve Kuraklığın Tarım Alanlarına Etkileri
  • 27.11.2008
  • 1.441 kez okundu

Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin’de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti.

Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin’de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti. Sözer, yaptığı açıklamada, kuraklığın sebepleri, kuraklıkla birlikte yaşama, alınması gereken önlemler ve kuraklığın bölge insanına yansımaları konusunda bilgiler verdi. Bugün dünyada da konuşulan konuların başında küresel ısınmanın önlenmesine yönelik tartışmaların geldiğini ifade eden Sözer, ancak buna rağmen insanoğlunun hala kendi sonunu hazırlayan sera etkisi yapan gazların üretimine ve dünya kaynaklarını hoyratça harcamaya devam ettiğini belirtti. Bunun da ‘Kendisini tahrip eden insanoğlunu yer küre bir gün sırtından atacak’ anlamına geldiğini söyleyen Sözer, bu kaçınılmaz sonun yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması temennisinde bulunduklarını ancak bunun temenni ile kalmaması, belli yasakların ortayı konması gerektiğini kaydetti. Dünyanın küresel ısınmanın etkilerini yaşamaya başladığını ve bir çok bölgede kuraklıkla karşı karşıya kaldığını dile getiren Sözer, bu konuda dünya çapında bir çalışma yapılması gerektiğini, bunu da bilim adamlarının, politikacıların, idarecilerin yapacağını belirtti. Öte yandan, küresel ısınmaya karşı dünya genelinde alınması gereken tedbirlerin yanı sıra, ülke olarak bizlerin yapması gereken konulardan birinin de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymak ve buna uymak olduğunu söyleyen Sözer, Türkiye’de geçmiş yıllara oranla yağışların ciddi anlamda azaldığını, bunun için tarımsal sulamada kullanılan ve insanoğlunun yaşam kaynağını oluşturan suyun daha kontrollü kullanılması gerektiğini vurguladı. Tarımsal sulamada kullanılan suyun daha doğru, daha kontrollü kullanılmasına yönelik sorunun mutlaka çözülmesi gerektiğine işaret eden Sözer, Bizim birlik olarak tarımsal sulamada kullandığımız sistem 330 kilometre uzunluğunda bir hat. Ama bu hatların bir kısmı 1960’lı yıllarda, bir kısmı da 1980’li yıllarda yapılmış. Yani en genci artık 40 yaşına dayanmış. Dolayısıyla teknik olarak artık ekonomik ömrünü bitirmiş, teknolojisi eski sulama sistemleri. 330 kilometrelik bu hatta sulama yapan 6 bin aile var.6 bin aile bu sulamadan dolayı tarımsal gelir elde etmekte. Eski teknoloji ile birlikte toprağın parçalanmış olması, su kayıplarını etkileyen faktörlerdir. Bunu rakamsallaştırırsak, biz yıllık 100 milyon metreküp seviyesinde su kullanıyoruz. Bunun teknik olarak yüzde 15’i buharlaşmada kayboluyor, sistemin kırıklarından kaybımız yüzde 10 civarında, bir de vahşi sulama yapıldığından dolayı yüzde 20 dolayında kayıplarımız var. Yani nereden bakarsanız bakın, yüzde 50 civarında bir su kaybımız oluyor dedi. Suyun çok değerli, alternatifi olmayan bir kaynak olduğunu, elektrik ya da petrol olmadan insanın yaşamını devam ettirebileceğini, ancak su olmadan yaşam olamayacağını vurgulayan Sözer, Yağış az, kuraklık var. Ama biz hala 2 katı su ile sulama yapıyoruz. Üstelik biz bu suyu pompajlı olarak elde ettiğimiz için yıllık 2-3 milyon YTL gibi bir bedelle alabiliyoruz ve bunun yarısını kaybediyoruz. Böyle bir lüks hiçbir yerde yok, olamaz diye konuştu. BAŞIMIZIN ÇARESİNE BAKMAK ZORUNDAYIZ Su kaybını en aza indirmek için DSİ yetkilileri ile görüştüklerini ancak onların mevcut su hatlarında rehabilitasyon çalışması yapmak için bütçelerinin olmadığını öğrendiklerini belirten Sözer, DSİ, yeni sulama alanlarına yöneldiği için eski sistemlerin rehabilitasyonuna bütçe ayıramıyor. O nedenle biz başımızın çaresine bakmak durumundayız. Bizim birlik olarak Mersin’de suladığımız alan yaklaşık 70 bin dönüm civarında. Ama bunu basınçlı su ile yapabilsek, aynı su ile 200 bin dönüm seviyesine getirebiliriz. Yani bu sistemle sulamamız gereken alanın ancak üçte birini sulayabiliyoruz. Bu hoyrat kullanımın önüne geçebilmek için bütünden parçaya doğru suyu kontrol etme düşüncemizi, parçadan bütüne doğru olarak değiştirdik. Küçük hatlardan başlayıp, o hatlarda sulama yapan müstahsillerden bedelini almak kaydı ile oralarda basınçlı sisteme yavaş yavaş geçme çalışmalarımız başladı. Bu şekilde 330 kilometrenin en azından 5 kilometresini kurtardık. Müstahsillerimizle görüşmeler yapıyoruz, onlarda bu sistem konusunda istekli şeklinde konuştu. Sözer, bunların ileriye dönük yapılması gereken konular olduğunu, bunun yanında mevcut sistem içerisinde alınması gereken tedbirler konusunda da çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, şu bilgileri verdi:Bunun başında suyu kontrollü kullanma geliyor. Her çiftçinin, her sulayıcının başına jandarma dikmek, koruyucu dikmek mümkün değil. Bunu onlarla toplantılar yaparak, suyu tasarruflu kullanma konusunda bilgiler vererek yapmaya çalışıyoruz. Belli bölgelerde damlama, yağmurlama sistemi yapılmazsa su verilmeyeceği yönünde karar aldık. Üreticilerimizi buna zorluyoruz. Onlarda bu zorlamadan memnunlar. Müstahsillerimiz sulama konusunda bugüne kadar hiç bilgilendirilmemiş. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Şu anda Mersin’de yüzde 30 civarında damlama-yağmurlama, yüzde 70 civarında da vahşi sistem sulama yapılıyor. Bu da aşırı su kaybına neden oluyor. Sulamanın yanı sıra su taşıma sırasında da büyük kayıplarımız oluyor. Hala toprak kanallardan su taşıyan müstahsillerimiz var. Ben öyle tahmin ediyorum ki, müstahsillerimiz de suyun tasarruflu kullanılmasına yönelik projelerde istekli ve gönüllü. Kısa sürede bu işin üstesinden geleceğimize inanıyorum. ALTERNATİF SU KAYNAKLARI OLUŞTURULMALI Mersin sulamasında Pasloji ile birlikte toprağın pmuklu Barajı projesinin gündemde olduğunu ve projenin ihalesinin yapıldığını kaydeden Sözer, bu projenin tamamlanması durumunda Mersin ovasının o pompajlı sıkıntısının tamamen ortadan kalkıp, yeni bir sulama sisteminin gündeme geleceğini söyledi. Bunun yanında dere sulama sistemlerine de önem verilmesine gerektiğine işaret eden Sözer, Biz 1999 yılında kurak programı uygulamaya başladık. Her hatta bir gün önceden müstahsilin talebini alarak haftada 4 gün su vererek sulamayı yaptırıyoruz. 1999 yılı öncesi haftanın 7 günü veriliyordu su. Şu ana kadar baraj sulama sisteminde bir sorun yaşamadık, ancak bundan sonra da öyle olması beklenemez. Bunun için dere sularına da önem vermeliyiz. Dereler üzerinde ne bir gölet ne da kaynak var. Derelerdeki su kaynakları da azaldı. Haziran ayı geliyor, derelerdeki su bitmiş durumda. Derelerde hızla suyun tutulacağı noktaların tespit edilip, göletlerin yapılması gerekiyor. Aksi taktirde dere sulama sistemi tamamen yok olacak dedi. Efrenk Deresi üzerinde Efrenk Barajı projesinin düşünüldüğünü, bir an önce bu projelerin hayata geçirilerek suyun, insanoğlunun hizmetine sunulması gerektiğini vurgulayan Sözer, yeraltı sularının da aynı durumda olduğunu ve yeterli yağış olmadığından yeraltı sularının da yavaş yavaş yok olmaya başladığını belirtti. Bölgede kuraklık nedeniyle risk altında olan ürünler bulunduğunu, sulama şansı olmayan üzüm bağlarının tamamen kuruduğunu dile getiren Sözer, şöyle devam etti:Mayıs ayı başındaki yağışlar nispeten rahatlattı ama bu sadece serinletmenin ötesine gitmedi. Dolayısıyla sulama şansı olmayan üzüm bağlarından üzüm alamayacağız. Böyle devam ederse önümüzdeki dönemlerde Mersin’i susuzluk tehlikesi bekliyor. İçmesuyunda da durum böyle. Sistemdeki problemler nedeniyle içmesuyunda yüzde 60 kayıp var. MESKİ’nin bu yönde çalışma yaptığını biliyorum. Bu konuda belediyenin üzerine de büyük görev düşüyor. MESKİ’nin şebekelerini rehabilite etmesi gerekiyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bu çevrede göletler ve barajlar yapılmasına katkıda bulunması gerekir. Berdan Barajı’nın ekonomik ömrü neredeyse bitmek üzere. O yüzden iddia edildiği gibi Mersin’in 40 yıllık hazır bir suyu yok. Bu bakımdan herkesin elini taşın altına sokması gerekiyor.

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. mustafa koşuk dedi ki:

    donem odevivm (=

YORUM YAZ