<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilişim ve Teknoloji Haberleri &#187; Küresel Isınma</title>
	<atom:link href="http://www.sanalbilisim.com/etiket/kuresel-isinma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanalbilisim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 11:51:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çarpıcı iddia: Küresel ısınma uydurma</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/carpici-iddia-kuresel-isinma-uydurma.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/carpici-iddia-kuresel-isinma-uydurma.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 16:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz]]></category>
		<category><![CDATA[ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[kandırmaca]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=1258</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz iklim bilimci Jones, BBC'ye yaptığı açıklamalarla şaşırttı. Jones'a göre 'küresel ısınma skandalı' dünyayı endişe altında tutmaya yarıyor. İngiliz araştırmacılara göre, dünyanın son yıllardaki en büyük sorunu olan küresel ısınma mitten ibaret, araştırmacılar ayrıca ısınmanın sanıldığının aksine insan eliyle olmadığı kanısında. İngiliz Doğu Anglia Üniversitesi İklim Araştırma Birimi’nden (CRU) Prof. Phil Jones BBC’ye yaptığı açıklamada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz iklim bilimci Jones, BBC'ye yaptığı açıklamalarla şaşırttı. Jones'a göre 'küresel ısınma skandalı' dünyayı endişe altında tutmaya yarıyor.

İngiliz araştırmacılara göre, dünyanın son yıllardaki en büyük sorunu olan küresel ısınma mitten ibaret, araştırmacılar ayrıca ısınmanın sanıldığının aksine insan eliyle olmadığı kanısında.<!--more-->

İngiliz Doğu Anglia Üniversitesi İklim Araştırma Birimi’nden (CRU) Prof. Phil Jones BBC’ye yaptığı açıklamada küresel ısınmanın sanıldığı kadar önemli bir sorun olmadığını ve bunun insan eliyle olduğuna dair araştırmaların da güvenilir olmadığını söyledi. 1995’ten bu yana küresel ısınmada önemli bir değişiklik olmadığını da anlatan Jones, sözleriyle herkesi şaşırttı.

Daha önce, içinde bu bilgilerin de bulunduğu 72 adet bilimsel makale, 1000’in üzerinde arşiv belgesi ve güncel e-postanın araştırma merkezinin bilgisayarından çalındığını söyleyen Jones, bu durumun ileride halktan ve iş yerlerinden ‘iklim vergileri’ almak için düzenlenen sinsi bir oyun olabileceğini söylemişti.

Araştırmalarının ve <em>küresel ısınma</em>ya kuşkucu yaklaşan ‘The Air Vent’ sitesinde yayımlanan bilgilerin, küresel ısınma hakkında bildiklerimizi değiştirecek türden güçlü bilimsel araştırmalar olduğunu söyleyen Jones, ‘küresel ısınma’ skandalının dünyayı sürekli alarm ve endişe altında tutanların işi olduğunu söylüyor. <strong>Küresel iklim değişikliğine</strong> sanılanın aksine, insanın sebep olmadığını da söyleyen Jones, yerkürenin birkaç derece ısınmasının bilimsel araştırmaların sonuçlarının da gösterdiği gibi normal olduğunu öne sürüyor.

İklim araştırmalarına yönelik olarak her fırsatta ciddi kuşkularının olduğunu belirten Patrick Micheals adlı iklim uzmanı da, New York Times’a verdiği söyleşide, “Bu skandal iklim tartışmalarına bir bomba gibi düştü, hatta tam bir atom bombası etkisi yarattı” demişti.

Radikal</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/carpici-iddia-kuresel-isinma-uydurma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel ısınma çam ağacını vurdu</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-cam-agacini-vurdu.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-cam-agacini-vurdu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 04:39:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[Çabuk büyüdüğü ve verimliliğinden ötürü uzun yıllardır ormancılık sanayii tarafından tercih edilen çam ağacı, iklim değişikliğinin bedelini ödüyor. Almanya'daki çam ormanları, küresel ısınmadan nasibini alıyor. Brocken Dağı, Orta Almanya'nın deniz seviyesinden en yüksekteki noktasını oluşturuyor. Dağın eteklerini özellikle çam ağaçlarıyla kaplı yemyeşil bir halı süslüyor. Altenau-Torfhaus'daki doğayı koruma merkezinin modern ahşap yapısının dev penceresinden bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çabuk büyüdüğü ve verimliliğinden ötürü uzun yıllardır ormancılık sanayii tarafından tercih edilen çam ağacı, iklim değişikliğinin bedelini ödüyor. Almanya'daki çam ormanları, küresel ısınmadan nasibini alıyor.

Brocken Dağı, Orta Almanya'nın deniz seviyesinden en yüksekteki noktasını oluşturuyor. Dağın eteklerini özellikle çam ağaçlarıyla kaplı yemyeşil bir halı süslüyor.<!--more--> Altenau-Torfhaus'daki doğayı koruma merkezinin modern ahşap yapısının dev penceresinden bu tek tip ağaç topluluğunu seyreden Hermann Martens ise bu durumdan hiç de hoşnut değil. Martens, "Harz Bölgesi'ndeki birçok orman yanlış kullanım sonucu büyük değişikliğe uğradı. Maden işletmesi nedeniyle öncelikle kayın ormanları yok oldu. Hatta geniş alanlar tamamen ağaçsız kaldı ve buralara daha sonra çam ağacı dikildi" açıklamasını yapıyor.

Almanya Doğayı Koruma Vakfı'ndan Hubert Weiger çam ağacının normalde deniz seviyesinden 700 ila 800 metre yüksekte yetiştiğini, bu ağacın daha alçak bölgelerde yetiştirilmesinin büyük bir hata olduğunu belirtiyor. Weiger, "Çam, doğası gereği dağlarda yetişen bir ağaç türü… Ormancılık sektörü iki yüz yıl boyunca bu ağacın kullanımını destekledi. Çünkü çabuk büyüyor, çok verimli. Geyik türleri tarafından da pek tahrip edilmiyor. Ayrıca ağaçların kesildiği yerlerde de yetiştirilebiliyor" şeklinde konuşuyor.

Küresel ısınmadan etkileniyor

Mobilya ve enstrüman imalatında, kağıt üretiminde, ısınmak için... Çam ağaçları birbiri ardına kesiliyor. Hubert Weiger, bu hızlı tüketimin yanında, çam ağaçlarının küresel ısınmadan da ağır bir şekilde etkilendiklerinin altını çiziyor. Weiger, "Harz Bölgesi'ndeki çam ağaçlarının ağır bir şekilde zarar gördüğü ve büyük çapta yok olup gideceği yönünde haklı bir endişe söz konusu." diyor.

İklim araştırmacıları, yüzyılımızın sonunda Almanya'daki yıllık ortalama sıcaklığın 2 ila 3,5 derece artacağı konusunda birleşiyorlar. Bunun çam ormanlarına etkisinin çok ağır olması bekleniyor. Kuraklık ve artan sıcaklık nedeniyle sağlıklı çamların bile zarar göreceğini belirten uzmanlar, köklerinin çok derinlere inmemesi nedeniyle çamın fırtınalardan da yoğun şekilde etkileneceğini vurguluyor.

Böceklerin istilası


Bunun dışında ateş böceği gibi bazı böcek türleri de çam ağacına çok düşkün. Ağaca yerleşen bu böceklerin dişileri milyonlarca yumurta bırakıyor. Weiger, "Her ağaç türünde ateş böcekleri yaşıyor. Ama hiç birinde bu kadar inanılmaz bir hızla çoğalmıyorlar" bilgisini veriyor.

Daha önceden Almanya'da yetişen gümüş köknar ve kayın ağaçları ateş böceklerinin istilasından bu denli yoğun bir şekilde etkilenmiyordu. Bu ağaç türleri sıcaklık değişikliklerine de daha dayanıklıydı. Hubert Weiger, bu nedenle ormanlarda farklı ağaç türlerinin yaygınlaştırılmasına ağırlık verilmesi gerektiğini belirtiyor. Weiger, "Almanya'da küresel ısınmadan etkilenen iğne yapraklı ormanlar yerine, yeniden eskisi gibi geniş yapraklı orman topluluğunu yaygınlaştırmalıyız. Ormanlarımızın varlığı ancak böyle devam ettirebilir" açıklamasında bulunuyor.

Kaynak: dw-world.de</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-cam-agacini-vurdu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>küresel ısınmanın nedenleri</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 04:58:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>
		<category><![CDATA[El Nino]]></category>
		<category><![CDATA[Karbondioksit]]></category>
		<category><![CDATA[Metan]]></category>
		<category><![CDATA[Sera gazları]]></category>
		<category><![CDATA[Smog]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyumnitrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=573</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınmaküresel ısınma deniyor. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor. Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor.küresel ısınma nedir Bu da yeryüzünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınmaküresel ısınma deniyor. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor.<!--more-->
Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor.küresel ısınma nedir Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor. Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilimadamlarına göre işte bu artış küresel ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor.

Bilimadamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkileri olduğu görüşünde.

Üstelik artık geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşılıyor.
Hiçbir önlem alınmazsa bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklığın ortalama 2 derece artacağı tahmin ediliyor.

2007’nin de dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yıllık dönem içinde en sıcak yıl olabileceği öngörüsü var.


Peki bu sıcaklık artışı yani küresel ısınma nelere yol açıyor, hayatımızı nasıl etkiliyor?

Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.

Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarıküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu. 20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.

Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor.

Kışın sıcaklıklar artıyor, ilk bahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.

İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.

Küresel ısınma insan sağlığını da doğrudan etkiliyor
Bilimadamları, iklim değişikliklerinin kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği görüşünde.

Küresel Isınmanın Nedenleri: Hava koşullarının uzun bir zaman kesiti içinde ortalama durumu iklim olarak tanımlanır. Dünya son bir milyar yıl içinde yaklaşık ikiyüzelli milyon yıl süren sıcak dönemler ve bunların ardından gelen dört büyük soğuk dönem geçirmiştir. Dünya yaklaşık elli milyon yıl önce soğuk bir döneme daha girmiş, bu dönemde yüzbin yılda bir on bin yıl süreyle görülen sıcak dönemlerin haricinde soğuma eğilimi göstermiştir. Şu an bu sıcak dönemlerden biri yaşanmaktadır. Dört bin yıl önce başlayan sıcaklık düşüşleri sonucunda Dünya'nın soğuma eğiliminin artması beklenmekteydi fakat bu artış son yüzelli yıldır gerçekleşmemiştir.

Güneş gibi doğal etkenlerle büyüyen bu artışın nedeni, özellikle son dönemlerde, büyük ölçüde insan kaynaklı olan sera etkisiyle oluşan küresel ısınmadır.
küresel ısınmanın sebepleri:küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri

Doğal Nedenler :
Güneşin Etkisi:
ESA bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun süredir Güneş beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve Güneş'in yüzyıllık süreçler içinde parlaklık değişimini incelediklerini belirtmiştir. Bunun sonucunda Güneş'in manyetik alanı ve protonlar ile elektronlar biçiminde ortaya çıkan güneş rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik ışımalara karşı bir kalkan görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş'in değişken aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı arttırmakta, Güneş'ten gelen radyasyon oranını değiştirerek küresel sıcaklık artışına neden ...</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel ısınmanın nedeni insan değil</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedeni-insan-degil.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedeni-insan-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 16:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Washington Post]]></category>
		<category><![CDATA[astronot]]></category>
		<category><![CDATA[Harrison Schmitt]]></category>
		<category><![CDATA[New York]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=553</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, küresel ısınmanın tahmin edilenden önce vuracağını açıklarken, eski bir astronotun itirafı şaşırttı. Amerikalı bilim adamları, endüstriyel sera gazı salımının artmasından ötürü dünyanın tahmin edilenden daha hızlı ısınacağı ve bunun önemli ölçüde gelişmekte olan ülkelerdeki kömür tüketiminin artmasından kaynaklandığı uyarısında bulundular. Amerikan Washington Post gazetesinin haberine göre, ABD'de düzenlenen bir bilimsel toplantıda konuşan uzmanlar, yüksek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, küresel ısınmanın tahmin edilenden önce vuracağını açıklarken, eski bir astronotun itirafı şaşırttı.

Amerikalı bilim adamları, endüstriyel sera gazı salımının artmasından ötürü dünyanın tahmin edilenden daha hızlı ısınacağı ve bunun önemli ölçüde gelişmekte olan ülkelerdeki kömür tüketiminin artmasından kaynaklandığı uyarısında bulundular.<!--more-->

Amerikan Washington Post gazetesinin haberine göre, ABD'de düzenlenen bir bilimsel toplantıda konuşan uzmanlar, yüksek sıcaklıkların eko sistemde çeşitli yansımaları tetikleyeceğini belirterek, 2000'den bu yana fosil yakıtlardan çıkan gaz salımının, 2007'de Birleşmiş Milletler tarafından yapılan tahminlerin çok ötesine geçtiğini kaydettiler.

BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulunun üyesi, Stanford Üniversitesinden Carnegie Küresel Ekoloji Bölümü Vakfının kurucu direktörü Christopher Field, sera gazı etkisine yol açan gazların emisyon düzeyindeki yükselişin büyük ölçüde gelişmekte olan ülkelerdeki kömür tüketiminin giderek artmasından kaynaklandığını savundu.

KÜRESEL ISINMA MUHALİFİ ESKİ ASTRONOT

Öte yandan, Ay'da yürüyen Amerikalı astronotlardan Harrison Schmitt, insanın küresel ısınmanın nedeni olduğuna inanmadığını bildirdi.

New York'ta gelecek ay yapılacak Uluslararası İklim Değişikliği Konferansı'nda konuşma yapacak 70 muhalif arasında yer alan eski New Mexico senatörü Schmitt, doğal etkenlerle karşılaştırıldığında insan faktörünün küresel ısınmaya yol açtığını düşünmediğini belirterek, "Fosil yakıt kullanımının karbondioksit düzeyini, sıcaklığı ve deniz seviyesini yükselttiği görüşünü reddeden bilim adamlarının gözleri korkutuluyor ve yıldırılıyorlar" görüşünü savundu.

Uzayın keşfi ile ilgili çalışmalar yapmak üzere kurulan The Planetary Society adlı kar amacı gütmeyen vakıftan küresel ısınmanın insan faaliyetinden kaynaklanmadığını savunduğu için kısa süre önce istifa eden Schmitt, kendisi gibi düşünen pek çok bilim adamı bulunduğunu savundu. </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-nedeni-insan-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınmanın ciddiyetini anlatacak video</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-ciddiyetini-anlaticak-bir-video.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-ciddiyetini-anlaticak-bir-video.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 12:21:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar bugün bu video'ya internette gezerken rastladım. Küresel ısınmanın ciddiyetini bir kez daha anlatmak amacı ile video'yu burada sizler ile paylaşıyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar bugün bu video'ya internette gezerken rastladım. Küresel ısınmanın ciddiyetini bir kez daha anlatmak amacı ile video'yu burada sizler ile paylaşıyorum. <!--more-->

<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.metacafe.com/fplayer/1318352/.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="345" src="http://www.metacafe.com/fplayer/1318352/.swf" wmode="transparent"></embed></object></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-ciddiyetini-anlaticak-bir-video.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınma Tarihi ve Uluslararası Önlemleri</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-tarihi-ve-uluslararasi-onlemleri.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-tarihi-ve-uluslararasi-onlemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 11:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[Toplumun ilgisini son 20 yıl içinde çekmeye başlayan artan sera etkisi ve küresel ısınma , yaklaşık 100 yıldır bilinmekte ve incelenmektedir. Atmosferdeki CO2 birikiminin değişmesine bağlı olarak, iklimin değişebilirliği ilk kez 1896 yılında Nobel ödülü sahibi İsveçli S. Arrhenius tarafından öngörülmüştür. küresel ısınma Ancak, ilk kez 1979 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) öncülüğünde "Birinci Dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumun ilgisini son 20 yıl içinde çekmeye başlayan artan sera etkisi ve küresel ısınma , yaklaşık 100 yıldır bilinmekte ve incelenmektedir. Atmosferdeki CO2 birikiminin değişmesine bağlı olarak, iklimin değişebilirliği ilk kez 1896 yılında Nobel ödülü sahibi<!--more-->

İsveçli S. Arrhenius tarafından öngörülmüştür. küresel ısınma Ancak, ilk kez 1979 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) öncülüğünde "Birinci Dünya İklim Konferansı" düzenlenmiş; fosil yakıtlardan ve CO2 birikiminden kaynaklanan küresel iklim değişikliği vurgulanmıştır. Yapılan ilk ciddi konferans, 5-12 Haziran 1992 tarihindeki Rio Konferansı'dır. Bu konferans sonucunda Rio Deklarasyonu yayımlanmış; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Topluluğu ülkelerinin de içinde bulunduğu 184 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Bu sözleşmeye göre iki çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunda ülkelerin CO2 ve öteki sera gazı emisyonlarıyla ilgili yükümlülükler; ikinci çalışma grubunda ise yasal ve kurumsal mekanizmalar ele alınmıştır. küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri Çalışma gruplarının yaptığı araştırmalar sonunda, gelişmiş ülkelerin önceki süreçte atmosfere yaydığı sera gazları dikkate alınmış ve bu ülkelerin emisyonlarında derhal indirim yoluna gitmeleri belirtilmiştir. Gelişmekte olan ülkelere ise; sanayileşme süreçlerinin devam ettiği vurgulanarak gaz emisyonu indiriminde esneklik sağlanmıştır. Bu tespitlerden yola çıkılarak gelişmekte olan ülkelere tanınan sera gazı salınım esnekliğinin istenilen seviyede tutulabilmesi için gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesine maddi kaynak ve teknolojik destek sağlamaları gerektiği belirtilmiştir.Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin en önemli amacı "Atmosferdeki sera gazı birikimlerini iklim sistemi üzerindeki tehlikeli antropojen (insan kaynaklı) etkileri önleyecek bir düzeyde durdurmak" biçiminde tanımlanmıştır. Ancak gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında uzlaşma sağlanamamıştır. Anlaşmazlığa yol açan ana konular şunlardır: küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri 
·CO2 ve öteki sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik yükümlülüklerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki paylaşımı.
·Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere maddi kaynak ve teknoloji transferi
·Gelişmekte olan ülkelere yapılacak olan kaynak aktarımının biçimi.
Sonuç olarak, fikir birliği sağlanamamış ve üzerinde tartışılan konular bir sonraki toplantı için ana madde olarak belirlenmiştir.Rio Deklarasyonu sonrasında imzalanan diğer bir önemli belge de 1997 Kyoto Protokolüdür. Bu protokole göre taraf ülkeler insan kaynaklı CO2 ve öteki sera gazı salınımlarını 2008-2012 döneminde 1990 düzeylerinin en az %5 altına indireceklerdir. Avrupa Birliği hem üye olarak hem de tek tek üye ülkeler açısından %8'lik azaltma yükümlülüğü almıştır. Protokolde Amerika Birleşik Devletlerinin belirlenmiş salınım azaltma yükümlülüğü %7'dir. Ancak dönemin Amerika Başkan Yardımcısı Al Gore bu yükümlülüğü kabul etmenin mümkün olmadığını ve kendi halkının çıkarları doğrultusunda değiştirmek için için elinden geleni yapacağını açıklamıştır. Uluslararası Önlemler Daha sonraki süreçte ABD, Buenos Aires'te gerçekleştirilen Taraflar Konferansı'nın (COP-4) sonunda Kyoto Protokolü'nü imzaladığı ancak Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan anahtar ülkeler sera gazı salınımlarını sınırlandırma konusunda herhangi bir yükümlülük almadıkça protokole taraf olmayacağını ilan etmiştir. küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri Bilindiği gibi ABD'nin dünya siyasi arenasındaki gücü ekonomik üstünlüğünden ileri gelmektedir. Bu gücün önemli bir kısmını da "petrol tekelleri" dediğimiz Amerikan petrol şirketleri oluşturmaktadır. ABD'nin insan kaynaklı sera gazı salınımlarını sınırlandırma sürecinde almış olduğu tutum insan hayatı pahasına da olsa, kendi ekonomik çıkarlarından ...</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-tarihi-ve-uluslararasi-onlemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınma Ve Kuraklığın Tarım Alanlarına Etkileri</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-ve-kurakligin-tarim-alanlarina-etkileri.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-ve-kurakligin-tarim-alanlarina-etkileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 06:14:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin'de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti. Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin'de kuraklıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin'de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti. <!--more-->

Mersin Sulama Birliği Başkanı Özgül Sözer, küresel ısınmanın bir etkisi olan kuraklığın, su kaynaklarını ve su kullanımını oldukça önemli hale getirdiğini belirterek, Mersin'de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti. Sözer, yaptığı açıklamada, kuraklığın sebepleri, kuraklıkla birlikte yaşama, alınması gereken önlemler ve kuraklığın bölge insanına yansımaları konusunda bilgiler verdi. Bugün dünyada da konuşulan konuların başında küresel ısınmanın önlenmesine yönelik tartışmaların geldiğini ifade eden Sözer, ancak buna rağmen insanoğlunun hala kendi sonunu hazırlayan sera etkisi yapan gazların üretimine ve dünya kaynaklarını hoyratça harcamaya devam ettiğini belirtti. Bunun da 'Kendisini tahrip eden insanoğlunu yer küre bir gün sırtından atacak' anlamına geldiğini söyleyen Sözer, bu kaçınılmaz sonun yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması temennisinde bulunduklarını ancak bunun temenni ile kalmaması, belli yasakların ortayı konması gerektiğini kaydetti. Dünyanın küresel ısınmanın etkilerini yaşamaya başladığını ve bir çok bölgede kuraklıkla karşı karşıya kaldığını dile getiren Sözer, bu konuda dünya çapında bir çalışma yapılması gerektiğini, bunu da bilim adamlarının, politikacıların, idarecilerin yapacağını belirtti. Öte yandan, küresel ısınmaya karşı dünya genelinde alınması gereken tedbirlerin yanı sıra, ülke olarak bizlerin yapması gereken konulardan birinin de kuraklıkla birlikte yaşamanın şartlarını ortaya koymak ve buna uymak olduğunu söyleyen Sözer, Türkiye'de geçmiş yıllara oranla yağışların ciddi anlamda azaldığını, bunun için tarımsal sulamada kullanılan ve insanoğlunun yaşam kaynağını oluşturan suyun daha kontrollü kullanılması gerektiğini vurguladı. Tarımsal sulamada kullanılan suyun daha doğru, daha kontrollü kullanılmasına yönelik sorunun mutlaka çözülmesi gerektiğine işaret eden Sözer, Bizim birlik olarak tarımsal sulamada kullandığımız sistem 330 kilometre uzunluğunda bir hat. Ama bu hatların bir kısmı 1960'lı yıllarda, bir kısmı da 1980'li yıllarda yapılmış. Yani en genci artık 40 yaşına dayanmış. Dolayısıyla teknik olarak artık ekonomik ömrünü bitirmiş, teknolojisi eski sulama sistemleri. 330 kilometrelik bu hatta sulama yapan 6 bin aile var.6 bin aile bu sulamadan dolayı tarımsal gelir elde etmekte. Eski teknoloji ile birlikte toprağın parçalanmış olması, su kayıplarını etkileyen faktörlerdir. Bunu rakamsallaştırırsak, biz yıllık 100 milyon metreküp seviyesinde su kullanıyoruz. Bunun teknik olarak yüzde 15'i buharlaşmada kayboluyor, sistemin kırıklarından kaybımız yüzde 10 civarında, bir de vahşi sulama yapıldığından dolayı yüzde 20 dolayında kayıplarımız var. Yani nereden bakarsanız bakın, yüzde 50 civarında bir su kaybımız oluyor dedi. Suyun çok değerli, alternatifi olmayan bir kaynak olduğunu, elektrik ya da petrol olmadan insanın yaşamını devam ettirebileceğini, ancak su olmadan yaşam olamayacağını vurgulayan Sözer, Yağış az, kuraklık var. Ama biz hala 2 katı su ile sulama yapıyoruz. Üstelik biz bu suyu pompajlı olarak elde ettiğimiz için yıllık 2-3 milyon YTL gibi bir bedelle alabiliyoruz ve bunun yarısını kaybediyoruz. Böyle bir lüks hiçbir yerde yok, olamaz diye konuştu. BAŞIMIZIN ÇARESİNE BAKMAK ZORUNDAYIZ Su kaybını en aza indirmek için DSİ yetkilileri ile görüştüklerini ancak onların mevcut su hatlarında rehabilitasyon çalışması yapmak için bütçelerinin olmadığını öğrendiklerini belirten Sözer, DSİ, yeni sulama alanlarına yöneldiği için eski sistemlerin rehabilitasyonuna bütçe ayıramıyor. O nedenle biz başımızın çaresine bakmak durumundayız. Bizim birlik olarak Mersin'de suladığımız alan yaklaşık 70 ...</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-ve-kurakligin-tarim-alanlarina-etkileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınmanın Panzehiri Ormanlar</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-panzehiri-ormanlar.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-panzehiri-ormanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 06:10:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Küresel ısınmaya dikkat çeken Haliloğulları Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Bayırlı, küresel ısınmanın panzehirinin ormanlar olduğunu belirtti. Küresel ısınmaya dikkat çeken Haliloğulları Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Bayırlı, küresel ısınmanın panzehirinin ormanlar olduğunu belirtti.Bayırlı, hayat kaynağı olan ormanların küresel ısınmanın en büyük panzehiri olduğunu belirterek, "Yaz ayının yavaş yavaş kendisini hissettirdiği şu günlerde ormanlarımızı, dünyayı ve insanlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ısınmaya dikkat çeken Haliloğulları Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Bayırlı, küresel ısınmanın panzehirinin ormanlar olduğunu belirtti.<!--more-->

Küresel ısınmaya dikkat çeken Haliloğulları Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Bayırlı, küresel ısınmanın panzehirinin ormanlar olduğunu belirtti.Bayırlı, hayat kaynağı olan ormanların küresel ısınmanın en büyük panzehiri olduğunu belirterek, "Yaz ayının yavaş yavaş kendisini hissettirdiği şu günlerde ormanlarımızı, dünyayı ve insanlığı tehdit eden küresel ısınmadan ancak, ormanlık alanlarımızı çoğaltarak, düzensiz ormanlık alanlarımızı iyileştirerek ve mevcut ormanlık alanlarımıza sahip çıkarak kurtulabiliriz. Son yüzyılda yaşanan hızlı sanayileşme ve bazı faktörler küresel ısınmayı tetiklemektedir. Bu da birçok problemi beraberinde getirmektedir. Dünya kısa zamanda yaşanması zor bir yer haline gelebilir. Bundan dolayı küresel ısınma ile başa çıkabilecek en etkili savunma mekanizması olan ormanlarımıza sahip çıkmak ve ormanlık alanlarımızı genişletmemiz gerekmektedir. Dünya genelinde yaşanan küresel ısınmaya ve çölleşmeye karşı en etkili yöntem, dünyamızı daha yeşil bir hale getirmek ve ormanlarımızı çoğaltmaktan geçtiği için dikilen her fidan, iklim değişikliğinin etkilerini azaltacaktır. Küresel ısınmanın başlıca nedeni, sanayileşen dünyada faaliyetlerden kaynaklanan karbondioksit gazıdır. Ormanların fotosentez sırasında karbondioksiti alıp oksijene dönüştürerek, bu zehirli gazı azaltmaktadır. Bu nedenle de küresel ısınmayla mücadele etmektedir. Ormanlar ayrıca yerden aldıkları suyu buluta dönüştürerek, dünyayı güneş ışınlarından koruyan bir tabaka da oluşturmaktadır. Küresel ısınma ile mücadelemiz esnasında bozuk orman alanlarının iyileştirmesi şarttır. Çünkü bozuk orman alanlarında 1 hektarda 3.9 ton karbondioksit tutulmasına karşılık, iyileştirilmiş orman alanlarında hektarda 52 ton karbondioksit tutulmaktadır. Bu bozuk alanın hemen hemen 13 katıdır. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin en önemli etkeni, karbondioksit salınımıdır. Sanayi ve teknolojinin artmasıyla salınım olmaktadır. Bunun en önemli panzehiri ise ormanlık alanlarının korunması ve orman varlığının artırılmasıdır" dedi.Anadolu coğrafyasının yüzde 72'sinin ormanla kaplıyken, bu oranın günümüzde yüzde 27'lere düştüğünü belirten Bayırlı, "Nüfusumuz hızla artarken, orman varlığımızı korumalıyız. Eğer, tedbir almazsak, gelecek nesillerin yaşam alanlarını da elinden almış oluruz.Türkiye'de son yıllarda artışa geçen orman yangınlarını ele alacak olursak, küresel ısınmanın rolünün altını çizmek gerekir. Ülkemizdeki orman yangınlarının 1970'lerden bu yana seyrini incelersek,1980'lerde ani bir artış, 1990'larla birlikte de bu artışın 'normalleştiğini' fark ederiz. Küresel ısınmanın yaz sıcağını artırarak, orman yangını sezonunu uzattığını ve potansiyel yangın sayısını arttırdığını gözleriz" dedi. Orman yangının çıkış sebeplerinin de değiştiğini dile getiren Bayırlı; Bundan dolayı yaz ayı boyunca çok dikkat etmemiz gerektiğinin altını çizdi. </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinmanin-panzehiri-ormanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınma İnci Kefali Balığını Da Etkiledi</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-inci-kefali-baligini-da-etkiledi.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-inci-kefali-baligini-da-etkiledi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 06:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, derelerdeki su sıcaklığının arması nedeniyle Van Gölü'nde yaşayan endemik tür olan inci kefali balığının göçünün bu yıl erken başladığını belirterek, "Acilen bir kuraklık eylem planının hazırlanması ve yeni bir su paylaşım politikası ortaya konulması gerekir" dedi. Van Yüzüncü Yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, derelerdeki su sıcaklığının arması nedeniyle Van Gölü'nde yaşayan endemik tür olan inci kefali balığının göçünün bu yıl erken başladığını belirterek, "Acilen bir kuraklık eylem planının hazırlanması ve yeni bir su paylaşım politikası ortaya konulması gerekir" dedi.<!--more-->

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, derelerdeki su sıcaklığının arması nedeniyle Van Gölü'nde yaşayan endemik tür olan inci kefali balığının göçünün bu yıl erken başladığını belirterek, "Acilen bir kuraklık eylem planının hazırlanması ve yeni bir su paylaşım politikası ortaya konulması gerekir" dedi.Kuraklığın şakaya gelecek bir olay, lüks bir takıntı veya bazı çevrecilerin kendilerine yeni buldukları bir iş olmadığını ifade eden Prof. Dr. Sarı, bu durumun dünyada herkes tarafında kabul edilen en büyük doğal afet olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Sarı, Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşanan kuraklığın Van Gölü'nün çevresinde de yaşandığını belirtti.İnci kefali balığının üremek için göç ettiği Van Gölü'ne dökülen irili ufaklı 100'e yakın dere olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sarı, bunların içinde 12 tanesinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Çünkü en büyük akarsu kaynakları olan bu dereler balığın esas üreme habitatını oluşturuyor. Şuan da bu 12 büyük derenin tamamında uzun yılların ortalamasını dikkate aldığımızda ciddi debi düşüşleri var. Su miktarında azalma var. Su seviyesinin azalması bize hemen su sıcaklığının artmasıyla kendisini gösteriyor. İki gün önce bu derelerin tamamında su sıcaklığı ölçümlerini yaptım. Karasu Çayı'nda su sıcaklık 17 santigrat dereceyi geçmiş durumda. Van Gölü'ne akan en büyük akarsulardan olan Bendimahi Çayı debisi en fazla düşen ve su sıcaklığı 10,5 santigrat dereceye çıkan bir akarsu olarak karşımıza çıkıyor. Çelebibağı beldesinden Van Gölü'ne dökülen Zilan Çayı'nda su sıcaklığı 20 santigrat dereceyi geçmiş durumda. Çünkü debisi çok ciddi düşmüş vaziyette" dedi.İnci kefali balığının geçmiş yıllarda mayıs ayının sonlarına doğru, hatta geçen yıl yaşanan sellerden dolayı haziran ayı başlarında derelere girebilirken, bu yıl yumurtalarını bırakmak için şimdiden derelere göç etmiş durumda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sarı, sulama suyu ihtiyacının ise şimdiden maksimin düzeye ulaştığını ifade etti. Derelerde çok az olan suyun üçte ikilik kısmının sulama suyu amacıyla alındığı takdirde dere yataklarından çok az su kalacağını vurgulayan Prof. Dr. Sarı, "Su seviyesinin azlığı inci kefalinin üremesini çok büyük oranda tehdit eder hale gelir. Dolayısıyla şu anda yapılması gereken şey acilen bir kuraklık eylem planının hazırlanması ve inci kefali gibi endemik türlerin üreme özellikleri de dikkate alınarak yeni bir su paylaşım politikası ortaya konulması gerekiyor" şeklinde konuştu.İnci kefalinin bu dönemde hızlı bir şekilde derelere girip yumurtasını bıraktıktan sonra dönebilmesinin avantajlı bir durum olacağını anlatan Prof. Dr. Sarı, göçün mayıs ayı sonuna veya haziran ayının ortalarına kalması durumunda çok büyük risk ve tehlike yaşanacağını vurguladı. Bunun acısını ise 3 veya 4 yıl sonra göreceğini söyleyen Prof. Dr. Sarı, "Yumurtasını bırakmaması durumunda balık popülasyonunun azalmasına neden olacak. Bir kaç yıl sonra avcılık boyutuna ulaşması gereken balık miktarı azaldığı için balıkçılıkta da verim düşünü yaşayabiliriz. Bunun için acilen önlem almamız gerekiyor" diye konuştu.Van Gölü'ne dökülen akarsuların su sıcaklığının 13 santigrat dereceyi geçtiği zaman balıkların giriş yapmaya başladığını, şu anda bu sıcaklık ...</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/kuresel-isinma-inci-kefali-baligini-da-etkiledi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceğin En Büyük Tehlikesi: Küresel Isınma</title>
		<link>http://www.sanalbilisim.com/gelecegin-en-buyuk-tehlikesi-kuresel-isinma.html</link>
		<comments>http://www.sanalbilisim.com/gelecegin-en-buyuk-tehlikesi-kuresel-isinma.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 06:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanalbilisim.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Bossa Denim ve Spor Giyim, tekstil dünyasındaki ekolojik gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediği "Bossa Denim Geleceğe Bakıyor" sempozyumunun üçüncüsünü İstanbul ve Adana'dan sonra İzmir'de gerçekleştirdi. Bossa Denim ve Spor Giyim, tekstil dünyasındaki ekolojik gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediği "Bossa Denim Geleceğe Bakıyor" sempozyumunun üçüncüsünü İstanbul ve Adana'dan sonra İzmir'de gerçekleştirdi.Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bossa Denim ve Spor Giyim, tekstil dünyasındaki ekolojik gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediği "Bossa Denim Geleceğe Bakıyor" sempozyumunun üçüncüsünü İstanbul ve Adana'dan sonra İzmir'de gerçekleştirdi.<!--more-->

Bossa Denim ve Spor Giyim, tekstil dünyasındaki ekolojik gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediği "Bossa Denim Geleceğe Bakıyor" sempozyumunun üçüncüsünü İstanbul ve Adana'dan sonra İzmir'de gerçekleştirdi.Ege Üniversitesi (EÜ) Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde yapılan sempozyumda, Tekstil Mühendisliği Bölümü öğrencileri ve akademisyenleri ile tekstil uzmanları bir araya geldi. Konferansın açılış konuşmasını EÜ Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Kerim Duran yaptı. Konferansta "Küresel Isınmanın Dünyaya ve Tekstil Sektörüne Etkileri" konulu bir sunum gerçekleştiren Tekstil Araştırma Derneği (TADER) Başkanı Prof.Dr. Işık Tarakçıoğlu, dünyayı bekleyen en büyük tehlikenin küresel ısınma olduğunu söyledi. 150-200 yıl sonra dünyanın yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacağını belirten Prof.Dr. Tarakçıoğlu, şöyle konuştu: "Küresel ısınma tehlikesine teknolojik gelişmeler, sanayi ve atmosfere gönderilen sera gazları yol açmaktadır. Bu nedenle Avrupa ülkeleri Kyoto Sözleşmesi'ni imzalamaktadır. Ancak, Türkiye ve ABD bu sözleşmeyi imzalamamaktadır. Bu yüzden de ileriki yıllarda üretilen ürünler satılamayabilir. Ben Türkiye'nin bu sözleşmeyi imzalaması gerektiğini düşünüyorum."ÜRÜNLER ÇEVRE DOSTU OLMALI Yapılan araştırmalara göre, 4 yıl sonra Kuzey Kutup Buzullarının eriyeceğini belirten Tarakçıoğlu, "Deniz yükseliyorsa bunun arkasından kasırgalar ve sel gelecektir. Söylediklerimiz gelecek değil şu andır. Gittikçe hızlanan bir tehlikenin içindeyiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu yüzyılın sonunda daha kurak hale geleceğini ve yağışsız gün sayısının yüzde 50 artacağını anlatan Tarakçıoğlu, kullanılan ürünlerin üretilirken de, kullanılırken de, yok edilirken de çevre dostu olmalarının öneminin her geçen gün arttığını söyledi. Bossa Denim ve Spor Giyim Şirketi'nin Reklam ve Halkla İlişkiler Uzmanı Nihal Kaya, Bossa şirketi hakkında bilgi vererek, şirketin 2000'de 15 milyon metre olan üretimini 2006'da 40 milyon metreye çıkardığını ifade etti.Bossa Denim'in Ürün Geliştirme ve Ürün Yönetimi Müdürü Dilek Erik de Bossa'nın yüzde yüz organik pamuk, ekolojik boya ve daha az su kullanarak ürettiği ekolojik ürün grubu "Re.Set" örneğini sektör ve öğrencilerle paylaştı. Ürünün sertifikasyon sürecinde geçilen aşamalar hakkında bilgi veren Erik, Re.Set'in sadece bir kumaş koleksiyonu değil aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu ve bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanalbilisim.com/gelecegin-en-buyuk-tehlikesi-kuresel-isinma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

